Hacet Duası Arapça

Hacet Duası Arapça، Hacetleri Yüce Allah’tan İsteme Hakkındaki Dua

Hacet Duası, Müslümanların Allah’tan beklediği dilek, arzu ve isteği olduğu zamanlarda kılınan nafile Hacet namazının ardından yaptığı duadır.

İnsanoğlunun, yaratıcısı Allah ile kurduğu bir köprü görevi görmekte olan dualar, hem ibadet hem de kulun Allah’tan ihtiyaçlarını, isteklerini ve arzularını yerine getirmek için yakarma anlamını da taşımaktadır. Hacet Duası da Hacet Namazı sonrası insanların Allah’tan isteği ve beklentisi olduğu anlarda yapılan duadır.

Biz de bu yazımızda herhangi bir derdi ve istekleri olan kişiler için Hacet Duasını araştırdık. İşte nafile namaz olan Hacet namazı sonrası isteklerin gerçekleşmesi için okunan Hacet Duası Arapça anlamı. Sizler için derlediğimiz Hacet Duası Arapça okunuşu ve anlamı.

Arapça Dualar / Hacet

Hacet Duası Arapça

أَللٕهُمَّ يَا مُنْتَهٰي مَطْلَبِ الْحَاجَاتِ.
Allah’ım! Ey hacetlerin isteneceği son merci!

وَ يَا مَنْ عِنْدَهُ نَيْلُ الطَّلِبَاتِ.
Ey katında isteklerin elde edilebileceği kimse!

وَ يَا مَنْ لَا يَبٔيعُ نِعَمَهُ بِالْأَثْمَانِ.
Ey nimetlerini parayla satmayan!

وَ يَا مَنْ لَا يُكَدِّرُ عَطَايَاهُ بِالْإِمْتِنَانِ.
Ey bağışlarını başa kakarak bulandırmayan!

وَ يَا مَنْ يُسْتَغْنٰي بِهِ وَ لَا يُسْتَغْنٰي عَنْهُ.
Ey kendisiyle gani olunan, onsuz gani olunmayan!

وَ يَا مَنْ يُرْغَبُ إِلَيْهِ وَ لَا يُرْغَبُ عَنْهُ.
Ey kendisine rağbet edilen, kendisinden yüz çevrilemeyen!

وَ يَا مَنْ لَا تُفْنٔي خَزَاۤئِنَهُ الْمَسَاۤئِلُ.
Ey hazineleri dilenmelerle tükenmeyen!

وَ يَا مَنْ لَا تُبَدِّلُ حِكْمَتَهُ الْوَسَاۤئِلُ.
Ey hikmeti vesilelere tevessül etmekle değişmeyen!

وَ يَا مَنْ لَا تَنْقَطِعُ عَنْهُ حَوَاۤئِجُ الْمُحْتَاجٔينَ.
Ey muhtaçların kendisine olan ihtiyaçları bitmeyen!

وَ يَا مَنْ لَا يُعَنّٔيهِ دُعَاۤءُ الدَّاۤعين.َ
Ve ey dua edenlerin duası kendisini zahmete düşürmeyen (yüce Allah)!

تَمَدَّحْتَ بِالْغَنَاۤءِ عَنْ خَلْقِكَ، وَ أَنْتَ أَهْلُ الْغِنٰى عَنْهُمْ، وَ نَسَبْتَهُمْ إِلَي الْفَقْرِ، وَ هُمْ أَهْلُ الْفَقْرِ إِلَيْكَ.
Yaratıklarına muhtaç olmamakla övünmüşsün ve de öylesin, onlara
hiçbir ihtiyacın yoktur. Onları da muhtaçlıkla nitelemişsin
ve de öyledirler, her yönleriyle sana muhtaçtırlar.

فَمَنْ حَاوَلَ سَدَّ خَلَّتِهِ مِنْ عِنْدِكَ، وَ رَامَ صَرْفَ الْفَقْرِ عَنْ نَفْسِهِ بِكَ، فَقَدْ طَلَبَ حَاجَتَهُ فٔي مَظَانِّهَا، وَ أَتٰى طَلِبَتَهُ مِنْ وَجْهِهَا.
Kim ihtiyaç gediklerini senin katından kapamak ister
ve seninle fakirliğini gidermeye azmederse, hiç kuşkusuz, hacetini, bulabileceği yerde aramış, dileğine kavuşabileceği yöne yönelmiştir.

وَ مَنْ تَوَجَّهَ بِحَاجَتِهِ إِلٰى أَحَدٍ مِنْ خَلْقِكَ، أَوْ جَعَلَهُ سَبَبَ نُجْحِهَا دُونَكَ، فَقَدْ تَعَرَضَّ لِلْحِرْمَانِ، وَاسْتَحَقَّ مِنْ عِنْدِكَ فَوْتَ الْإِحْسَانِ.
Kim de, hacetini yaratıklarından herhangi birine götürür veya seni değil de onu hacetinin giderilmesi noktasında sebep kabul ederse, hiç şüphesiz, kendini yoksunluğa maruz bırakmış, senin lütuf ve ihsanını kaybetmeyi hak etmiştir.

أَللٕهُمَّ وَ لٔي إِلَيْكَ حَاجَةٌ، قَدْ قَصَّرَ عَنْهَا جُهْدٔي. وَ تَقَطَّعَتْ دُونَهَا حِيَلٔي.
Allah’ım! Benim, kendi çabamla ulaşamayacağım, kendi plânlarımla elde edemeyeceğim bir hacetim var ki

Hacet Duası Arapça

وَ سَوَّلَتْ لٔي نَفْسٔي رَفْعَهَاۤ إِلٰى مَنْ يَرْفَعُ حَوَاۤئِجَهُ إِلَيْكَ، وَ لَا يَسْتَغْنٔي فٔي طَلِبَاتِهِ عَنْكَ، وَ هِيَ زَلَّةٌ مِنْ زَلَلِ الْخَاطِئٔينَ، وَ عَثْرَةٌ مِنْ عَثَرَاتِ الْمُذْنِبٔينَ،
, nefsimin aldatmasıyla onu, hacetlerini sana getiren, dileklerinde sana muhtaç olan (kendim gibi) birine götürdüm. Bu da hatakârların hatalarından bir hata, günahkârların sürçmelerinden bir sürçmedir.

ثُمَّ انْتَبَهَتْ بِتَذْكٔيرِكَ لٔي مِنْ غَفْلَتٔي.
Sonra, senin hatırlatmanla gafletimden uyandım.

وَ نَهَضْتُ بِتَوْفٔيقِكَ مِنْ زَلَّتٔي.
verdiğin başarıyla hatamın farkına vardım.

وَ قُلْتُ: سُبْحَانَ رَبّٔي, كَيْفَ يَسْأَلُ مُحْتَاجٌ مُحْتَاجًا؟ وَ أَنَّى يَرْغَبُ مُعْدِمٌ إِلٰي مُعْدِمٍ؟
ve; “Rabbim, her türlü eksiklik sıfatından münezzehtir! Muhtaç biri, (kendisi gibi) muhtaç birinden nasıl bir şey dilenebilir?! Yoksul biri, (kendisi gibi) yoksul birine nasıl rağbet edebilir?!” dedim

وَ رَجَعْتُ وَ نَكَصْتُ بِتَسْدٔيدِكَ عَنْ عَثْرَتٔي.
yardımınla sürçmemden geri döndüm.

فَقَصَدْتُكَ يَاۤ إِلٰهٔي بِالرَّغْبَةِ،
Onun için rağbetle sana geldim;

وَ أَوْفَدْتُ عَلَيْكَ رَجَاۤئٔي بِالثَّقَةِ بِكَ،
güvenle ümidimi sana getirdim ve bildim ki,

وَ عَلِمْتُ أَنَّ كَثٔيرَ مَاۤ أَسْأَلُكَ يَسٔيرٌ فٔي وُجْدِكَ،
senden dilediğim şeyler ne kadar çok olsa da, zenginliğinin yanında az kalır;

وَ أَنَّ خَطٔيرَ مَا أَسْتَوْهِبُكَ حَقٔيرٌ فٔي وُسْعِكَ،
senden istediğim şey ne kadar büyük olsa da, geniş rahmetinin yanında küçük kalır

وَ أَنَّ كَرَمَكَ لَا يَضٔيقُ عَنْ سُؤَالِ أَحَدٍ،
; keremin, kimsenin dilenmesinden dolayı daralmaz;

وَ أَنَّ يَدَكَ بِالْعَطَايَاۤ أَعْلٰى مِنْ كُلِّ يَدٍ.
bağışlarla tanıdığımız elin her elin üstündedir.

احْمِلْنٔي بِكَرَمِكَ عَلَى التَّفَضُّلِ، وَ لَا تَحْمِلْنٔي بِعَدْلِكَ عَلَى الْإِسْتِحْقَاقِ،
Allah’ım! bana, hak kazanma esasına dayanan adaletinle değil, lütuf ve ihsana dayalı kereminle muamele et.

فَمَاۤ أَنَا بِأَوَّلِ رَاغِبٍ رَغِبَ إِلَيْكَ فَأَعْطَيْتَهُ وَ هُوَ يَسْتَحِقُّ الْمَنْعَ،
Çünkü ben, eli boş geri çevrilmeyi hak ettiği hâlde, sana rağbet edip de kendisine bağışta bulunduğun ilk kişi değilim;

وَ لَا بِأَوَّلِ سَاۤئِلٍ سَأَلَكَ فَأَفْضَلْتَ عَلَيْهِ وَ هُوَ يَسْتَوْجِبُ الْحِرْمَانَ.
mahrum bırakılması gerektiği hâlde, senden (rahmetini) dilenip de kendisine lütufta bulunduğun ilk kimse de değilim.

Hacet Duası

أَللٕهُمَّ كُنْ لِدُعَاۤئٔي مُجٔيبًا،
Allah’ım! duama icabet et;

وَ مِنْ نِدَاۤئٔي قَرٔيبًا،
çağrıma yakın ol;

وَ لِتَضَرُّعٔي رَاحِمًا،
sızlamama acı;

وَ لِصَوْتٔي سَامِعًا،
sesimi işit;

وَ لَا تَقْطَعْ رَجَاۤئٔي عَنْكَ،
sana olan ümidimi kesme;

وَ لَا تَبُتَّ سَبَبٔي مِنْكَ،
beni sana bağlayan sebebi (dua bağını) koparma;

وَ لَا تُوَجِّهْنٔي فٔي حَاجَتٔي هٰذِهِ وَ غَيْرِهَاۤ إِلٰي سِوَاكَ،
bu ve diğer hacetlerimde beni kendinden başkasına yöneltme

وَ تَوَلَّنٔي بِنُجْحِ طَلِبَتٔي، وَ قَضَاۤءِ حَاجَتٔي، وَ نَيْلِ سُؤْلٔي، قَبْلَ زَوَالٔي عَنْ مَوْقِفٔي هٰذَا، بِتَيْسٔيرِكَ لِيَ الْعَسٔيرَ، وَ حُسْنِ تَقْدٔيرِكَ لٔي فٔي جَمٔيعِ الْأُمُورِ.
ve bana zoru kolaylaştırarak, bütün işlerde hakkımdaki takdirini güzelleştirerek, oturduğum yerden kalkmadan önce istediğimi başarıyla sonuçlandırarak hacetimi gider, dileğime kavuştur beni. Böylece beni, velâyetin ve
koruman altına al.

فَضْلُكَ آنَسَنٔي، وَ إِحْسَانُكَ دَلَّنٔي، فَأَسْأَلُكَ بِكَ أَنْ لَا تَرُدَّنٔي خَاۤئِبًا.
(Ey Rabbim!) Fazlın yalnızlığımı gidermiş, ihsanın
bana kılavuzluk etmiştir. O hâlde, kutsal zatın , beni istediğini elde edememiş, ümitleri boşa çıkmış bir hâlde dergâhından geri çevirme.

İlginizi Çekebilitr

Arapça Anlamlı Sözler

اعلانات مماثلة

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu