Arapça Allah’a Dönüş (Tövbe) İstemi Hakkındaki Duası

Günahları İtiraf ve Yüce Allah’a Dönüş (Tövbe) İstemi Hakkındaki Duası

Arapça Allah'a Dönüş (Tövbe) İstemi Hakkındaki Duası

دُعاء فِي الاِْعْتِرافِ وَطَلَبِ التَّوْبَةِ إِلَى اللّهِ تَعالى


أَللّهُمَّ إِنَّهُ يَحْجُبُني عَنْ مَسْأَلَتِكَ خِلالٌ ثَلاثٌ
Allah’ım! Üç haslet, senden (bir şey) istememe engel oluyor;

وَتَحْدُوني عَلَيْها خَلَّةٌ واحِدَةٌ
bir haslet de, senden (bir şey) istemeye itiyor beni.

يَحْجُبُني أَمْرٌ أَمَرْتَ بِهِ فَأَبْطَأْتُ عَنْهُ
(Rabbim!) Yerine getirmediğim, getirmekte ağır davrandığım emirlerine,

وَنَهْىٌ نَهَيْتَني عَنْهُ فَأَسْرَعْتُ إِلَيْهِ
tereddüt etmeden işlediğim yasaklarına

وَنِعْمَةٌ أَنْعَمْتَ بِها عَلَىَّ فَقَصَّرْتُ في شُكْرِها
ve şükrünü eda etmekte kusur ettiğim nimetlerine bakınca, senden (bir şey) istemeye utanıyorum.

وَيَحْدُوني عَلى مَسْأَلَتِكَ تَفَضُّلُكَ عَلى مَنْ أَقْبَلَ بِوَجْهِهِ إِلَيْكَ، وَوَفَدَ بِحُسْنِ ظَنِّهِ إِلَيْكَ
Sana yönelenlere, hüsnü zanla dergâhına gelenlere olan lütuf ve fazlını görünce de, senden istekte bulunmaya cür’et ediyorum.

إِذْ جَميعُ إِحْسانِكَ تَفَضُّلٌ
Çünkü, senin bütün ihsanların lütuf,

وَإِذْ كُلُّ نِعَمِكَ ابْتِداءٌ
bütün nimetlerin karşılıksız bağıştır.

فَها أَنَا ذا يا إِلهي واقِفٌ بِبابِ عِزِّكَ، وُقُوفَ الْمُسْتَسْلِمِ الذَّليلِ
Ey mâbudum! Şimdi ben, zilletle boyun eğmiş bir hâlde izzet kapının önünde durmuş,çoluk çocuğu çok,

وَسائِلُكَ عَلَى الْحَياءِ مِنّي سُؤالَ الْبائِسِ الْمُعيلِ
fakr u zaruret içindeki biri gibi utanarak senden (lütuf ve merhametini) dileniyorum

مُقِرٌّ لَكَ بِأَنّي لَمْ أَسْتَسْلِمْ وَقْتَ إِحْسانِكَ إِلاّ بِالاْقْلاعِ عَنْ عِصْيانِكَ
ve itiraf ediyorum ki, bana ihsanda bulunduğun zaman sana karşı gelmemeye gayret etmekten başka bir şey yapmış değilim

وَلَمْ أَخْلُ فِي الْحالاتِ كُلِّها مِنِ امْتِنانِكَ
ve hiçbir zaman da senin lütuf ve fazlından mahrum kalmamışım.

فَهَلْ يَنْفَعُني يا إِلهي إِقْراري عِنْدَكَ بِسُوءِ مَا اكْتَسَبْتُ
Şimdi ey Rabbim! Katında kötü şeyler kazandığımı ikrar etmek, bana bir yarar sağlar mı?

وَهَلْ يُنْجيني مِنْكَ اعْتِرافي لَكَ بِقَبيحِ مَا ارْتَكَبْتُ
Çirkin işler yaptığımı itiraf etmek, beni senden (senin azabından) kurtarır mı?

أَمْ أَوْجَبْتَ لي في مَقامي هذا سُخْطَكَ
Yoksa, bulunduğum durum itibariyle gazabını mı hak ettim?

أَمْ لَزِمَني في وَقْتِ دُعائي مَقْتُكَ؟
Yoksa, seni çağırırken gazabınla mı cevap vereceksin?

سُبْحانَكَ لا أَيْأَسُ مِنْكَ وَقَدْ فَتَحْتَ لي بابَ التَّوْبَةِ إِلَيْكَ
Seni tenzih ediyorum! Tövbe kapısını yüzüme açık bıraktıktan sonra senden ümit kesmem.

بَلْ أَقُولُ مَقالَ الْعَبْدِ الذَّليلِ الظّالِمِ لِنَفْسِهِ، الْمُسْتَخِفِّ بِحُرْمَةِ رَبِّهِ، الَّذي عَظُمَتْ ذُنُوبُهُ فَجَلَّتْ، وَأَدْبَرَتْ أَيّامُهُ فَوَلَّتْ
Aksine; günahları büyük, bahtı dönmüş, amel zamanının bittiğini,

حَتّى إِذا رَأى مُدَّةَ الْعَمَلِ قَدِ انْقَضَتْ، وَغايَةَ الْعُمُرِ قَدِ انْتَهَتْ
ömrünün sona erdiğini görüp

وَأَيْقَنَ أَنَّهُ لا مَحيصَ لَهُ مِنْكَ
senden kurtulamayacağını,

وَلا مَهْرَبَ لَهُ عَنْكَ
senden kaçamayacağını anlayınca,

تَلَقّاكَ بِالاِْنابَةِ، وَأَخْلَصَ لَكَ التَّوْبَةَ، فَقامَ إِلَيْكَ بِقَلْب طاهِر نَقِىٍّ
tertemiz bir kalple sana dönüp ihlâsla tövbe eden,

ثُمَّ دَعاكَ بِصَوْت حائِل خَفِىٍّ، قَدْ تَطَأْطَأَ لَكَ فَانْحَنى، وَنَكَّسَ رَأْسَهُ فَانْثَنى
sonra da karşında eğilip bükülerek, başını aşağı salarak,

قَدْ أرْعَشَتْ خَشْيَتُهُ رِجْلَيْهِ
korkudan dizleri titreyerek,

وَغَرَّقَتْ دُمُوعُهُ خَدَّيْهِ
gözyaşları suratını ıslatmış
bir hâlde kısık bir sesle seni çağıran, sana yalvaran, kendine zulmetmiş, Rabbinin saygınlığını küçümsemiş hakir bir kul gibi;

يَدْعُـوك بِيـا أَرْحَـمَ الرَّاحِمينَ
Ey merhametlilerin en merhametlisi!

وَيا أَرْحَمَ مَنِ انْتابَهُ الْمُسْتَرْحِمُونَ
Ey merhamet arayanların yöneldiği en merhametli zat!

وَيا أَعْطَفَ مَنْ أَطافَ بِهِ الْمُسْتَغْفِـرُونَ
Ey mağfiret dileyenlerin etrafında dolaştığı en şefkatli Zat-ı Kibriya!

وَيا مَـنْ عَفْوُهُ أَكْـثَرُ مِنْ نِقْمَتِهِ
Ey affı cezalandırmasından çok olan!

وَيا مَنْ رِضاهُ أَوْفَرُ مِنْ سَخَطِهِ
Ey rızası gazabından bol olan!

وَيا مَنْ تَحَمَّدَ إِلى خَلْقِهِ بِحُسْنِ التَّجاوُزِ
Ey güzel affıyla yaratıklarının övgüsünü kazanan!

وَيا مَنْ عَـوَّدَ عِـبادَهُ قَبُـولَ الاِْنابَةِ
Ey kullarını tövbelerinin kabul olacağına alıştıran!

وَيا مَنِ اسْتَصْلَحَ فاسِدَهُمْ بِالتَّوْبَةِ
Ey kötülerin tövbeyle ıslah olmalarını sağlayan!

وَيامَنْ رَضِىَ مِنْ فِعْلِهِمْ بِالْيَسيرِ
Ey kullarının az amellerine razı olan!

وَيا مَنْ كافَأَ قَليلَهُمْ بِالْكَثيرِ
Ey onların az amellerine çok mükâfat veren!

وَيا مَـنْ ضَمِـنَ لَهُـمْ إِجـابَةَ الدُّعـاءِ
Ey dualarına icabet etmeyi onlar için tazmin eden!

وَيا مَنْ وَعَدَهُمْ عَلى نَفْسِهِ بِتَفَضُّلِهِ حُسْنَ الْجَزاءِ
Ve ey lütfuyla onlara en iyi ödülü vereceğini vadeden (yüce Allah)!” diyerek
seni çağırırım, sana yalvarırım.

ما أَنَا بِأَعْصى مَنْ عَصاكَ فَغَفَرْتَ لَهُ
Çünkü ben, sana isyan edip de bağışladığın en isyankâr,

وَما أَنَا بِألْوَمِ مَنِ اعْتَذَرَ إِلَيْكَ فَقَبِلْتَ مِنْهُ ، وَما أَنَا بِاَظْلَمِ مَنْ تابَ إِلَيْكَ فَعُدْتَ عَلَيْهِ
mazeret gösterip de mazur gördüğün en kötü ve tövbe edip de tövbesini kabul ettiğin en zalim kişi değilim.

أَتُوبُ إِلَيْكَ في مَقامي هذا تَوْبَةَ نادِم عَلى ما فَرَطَ مِنْهُ
Buradan sana yönelerek, kaçırdığı fırsatlara pişman olan;

مُشْفِق مِمَّا اجْتَمَعَ عَلَيْهِ
devşirdiği günahlardan korkan;

خالِصِ الْحَياءِ مِمّا وَقَعَ فيهِ
yaptıklarından utanç duyan;

عالِم بِأَنَّ الْعَفْوَ عَنِ الذَّنْبِ الْعَظيمِ لايَتَعاظَمُكَ، وَأَنَّ التَّجاوُزَ عَنِ الاِْثْمِ الْجَليلِ لايَسْتَصْعِبُكَ
senin indinde büyük günahı affetmenin büyük bir şey olmadığını,bunun sana göre kolay bir iş olduğunu,

وَأَنَّ احْتِمالَ الْجِناياتِ الْفاحِشَةِ لا يَتَكَأَدُكَ
hadsiz hesapsız suçlara göz yumabileceğini bilen

وَأَنَّ أَحَبَّ عِبادِكَ إِلَيْكَ مَنْ تَرَكَ الاْسْتِكْبارَ عَلَيْكَ،
ve sana en sevimli kulun; sana karşı büyüklük taslamayı terk eden,

وَجانَبَ الاِْصْرارَ، وَلَزِمَ الاْسْتِغْفارَ
günahlardan sakınan ve sürekli bağışlanma talebinde bulunan kul olduğu nun bilincinde olan
biri olarak tövbe ediyorum.

وَأَنَا أَبَرأُ إِلَيْكَ مِنْ أنْ أسْتَكْبِرَ، وَأعُوذُ بِكَ مِنْ أنْ أُصِرَّ
(Ey Rabbim!) Büyüklük taslamaktan, günahlara devam etmekten sana sığınıyorum.

وَأَسْتَغْفِرُكَ لِما قَصَّرْتُ فيهِ
Kusur ettiğim hususlarda senden bağışlanmamı istiyorum.

وَأَسْتَعِينُ بِكَ عَلى ما عَجَزْتُ عَنْهُ
Âciz olduğum, güç yetiremediğim konularda senden yardım diliyorum.

أَللّهُمَّ صَلِّ عَلى مُحَمَّد وَآلِهِ
Allah’ım! Muhammed ve Âline salât eyle

وَهَبْ لي ما يَجِبُ عَلَىَّ لَكَ
ve üzerime farz ettiklerini bana bağışla;

وَعافِني مِمّا أَسْتَوْجِبُهُ مِنْكَ
hak ettiğim cezalandırmalarından beni kurtar;

وَأَجِرْني مِمّا يَخافُهُ أَهْلُ الاِْساءَةِ
günah ehlinin korktuğu (cehennem azabı)ndan bana güvence ver.

فَإِنَّكَ مَلِيءٌ بِالْعَفْوِ
Çünkü sen, af ile dolusun;

مَرْجُوٌّ لِلْمَغْفِرَةِ
mağfiret için umulansın;

مَعْرُوفٌ بِالتَّجاوُزِ
bağışlama ile tanınmışsın.

لَيْسَ لِحاجَتي مَطْلَبٌ سِواكَ
Hacetimi senden başka kimseden dilemem.

وَلا لِذَنْبي غافِرٌ غَيْرُكَ، حاشاكَ
Günahımı senden başka bağışlayacak olan yok.
Her türlü eksiklik sıfatından münezzehsin sen!

وَلا أَخافُ عَلى نَفْسي إِلاّ إِيّاكَ
Senden başka kimse bana zarar veremez; senden başka kimseden korkmam.

إِنَّكَ أَهْلُ التَّقْوى وَأَهْلُ الْمَغْفِرَةِ
Hiç şüphesiz, sen takva ehlisin; mağfiret ehlisin.

صَلِّ عَلى مُحَمَّد وَآلِ مُحَمَّد
Muhammed ve Âline salât eyle

وَاقْضِ حاجَتي
ve hacetimi gider,

وَأَنْجِحْ طَلِبَتي
dileğimi kabul et;

وَاغْفِرْ ذَنْبي
günahımı bağışla,

وَآمِنْ خَوْفَ نَفْسي
korkumu güvene çevir.

إِنَّكَ عَلى كُلِّ شَىْء قَديرٌ
Hiç kuşku yok, sen her şeye kadirsin

وَذلِكَ عَلَيْكَ يَسيرٌ
ve bunlar sana pek kolaydır.

آمينَ رَبَّ الْعالَمينَ
Âmin, ya Rabb’el-âlemin.

اعلانات مماثلة

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu